Blog

İban mağdurlarına uzlaştırma geldi mi? TCK 158 de neler değişti?

Ceza dosyalarında belli zamanlarda belli olayların gündem olması akabinde bazı yargı peketleri ile değişikliklerin söz konusu olması tartışılabilmektedir. Tahminen son 3-4 yıldır gündemde “iban mağduru” kavramı mevcuttur. Ceza Avukatlarınca da sıkça bu dosyalarla meşgul olunmaktadır. İban mağduru olarak dile getirilen durum ise kişi veya kişilerin ibanlarını bir başka kimseye vermeleri bu kişilerin de bunu dolandırıcılık eyleminde kullanmalarıdır. Bu sebepten gözaltında olan, tutuklanan, yakalana ve ceza alan birçok insan mevcuttur. Dosyalardan endinilen izlenime göre özellikle yaşı gen olan yani 18-19-20 ila 21 yaşındaki kimselerin bu tarz dolandırıcılık ağlarının mağduru olduğu görülmüştür. Peki iban’ını para karşılığı vermenin cezası nedir? bu bir suç mudur? Ceza Kanununda hangi maddeden yargılanma ile karşı karşı kalma durumu oluşur? İşte tüm bu soruların akabinde yeni bir düzenleme yapılmıştırç O düzenlemeyi de tartışacağız . Ama öncelikle iban olayına biraz daha değinelim.

TCK 158 kapsamında İbanını kiraya verme durumu:

TCK 158. madde nitelikli dolandırıcılık suçunun işlenmesi halinde kişiye verilecek ceza ile bu suçun hangi hallerde işlendiğinin kabul edileceğine ilişkin suç unsurlarını içermektedir. TCK 158 in ilk hali Nitelikli dolandırıcılık

Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;

  1. Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
  2. Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
  3. Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
  4. Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
  5. Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
  6. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
  7. Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
  8. Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
  9. Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
  10. Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
  11. Sigorta bedelini almak maksadıyla,
  12. (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle,

İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40

md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan,  adli  para  cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az

[71]

olamaz.

  • Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
  • (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.

şeklindeydi. Akabinde 12. yargı paketi de 4. fıkra eklenmiştir. İbanını kiraya veren kişi TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının f bendinden nitelikli dolandırıcılık suçunun işlendiği iddiası ile yargılanmaktadır. Bu yargılanmaların sayısının çoğalması, halk içerisinde belli vaatler veya sebepler ile kandırılarak ibanını kullandırtan suçu bilerek veya bilmeyerek artması sebebi ile 12. yargı paketinde bu husus da ele alınmıştır. Akabinde yasal düzenleme ile TCK 158. maddeye 4. fıkra eklenmiştir. Aslında bu paket öncesinde halk kesiminde özellikle TCK 158 için bir uzlaştırma söz konusu olabilir myidi bu beklenti mevcuttu. Ancak Yargının Etkin Ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında yayınlanıp yürürlülüğe giren ilgili kanunun 13. Maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158. Maddesine eklenen fıkra ile yapılan lehe düzenlemede bir indirim söz konusu olmuştur.

TCK 158/4 kapsamı nedir?

TCK 158/4 1 “(Ek:16/7/2026-7589/13 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.” şeklindedir. İlgili maddeye göre iştirakin bilgileri verme ile sınılı olması halinde bir indirim uygulanacağından söz edilmektedir. Yani bu madde asıl fail olup bilgileri bizzat kullanan kişiyi kapsamamaktadır. Yani her TCK 158 1/F kapsamında ceza alan sanık ya da cezası kesinleşen hükümlü 4. fıkradan faydalanmamaktadır. Bu kişinin bilgileri verip vermediği değerlendirilmektedir.

Peki hükümlüler için bu fıkra geçerli midir ? Uygulanabilir mi?

Hükümlü kimseler için de gelen lehe düzenlemenin uygulanabileceği aynı kanunun geçici maddesinde belirtilmiştir. Buna göre ; “ Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı

mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. “

İlgili emsal örnekte hükümlü kişinin lehe gelen anılan kanun sebebi ile infazı durdurulmuştur. İlgili dosyada etkin pişmanlık daha önce uygulanmış bu sebeple hükümlüye zararı gidermesi için ihtaratta bulunulmamıştır. İlgili lehe kanun değişikliğinden hükümlülerden faylanabilmekte bu kapsamda daha önce zararı gidermemiş olan hükümlü kişiye ihtar sonrası zaman verilerek zararı giderip gidermeyeceği beklenmektedir. Zararı gidermesi halinde uyarlama yargılaması yapılmaktadır. Yargılama sonucunda koşulları oluşan kişilerin cezasında indirim yapılmaktadır.

Sonuç Olarak;

TCK’nın 158. maddesinin 4. fıkrası ile yeni bir yasal düzenleme getirilmiş olup bu yasal düzenleme halk arasında “ iban mağduru” olarak tabir edilen hesap bilgilerini başkasına veren kişiler için uygulanmaktadır. Sadece şüpheli veya sanık için değil aynı zamanda cezasını infaz eden hükümlüler için de koşulları oluşması halinde uygulama alanı bulabilmektedir. Uyarlama talebinde bulunmak isteyen kişiler bir Ceza Avukatı aracılığı ile dilekçe verebilecekleri gibi mahkemeye de bizzat başvuruda bulunabileceklerdir.