DİYARBAKIR AVUKAT

Profesyonel Destek

Alanında uzman kadromuzla Profesyonel hukuki destek sunmaktayız.

Etik Çalışma

Müvekkillere sunulan  her hukuki hizmette avukatlık mesleği etik kurallarına göre hareket etmek ilke edinilmiştir.

Özenli Dava Takip

Profesyonel ve etik çalışmanın yanı sıra takip edilen her iş/dava özen ve önemle irdelenmekte, araştırılmakta ve gerekli hukuki yollara başvuru yapılmaktadır.

Kurulduğumuz Günden Beri

Müvekkillerimize karşı açılmış veya kendilerinin açtığı her davayı önem ve titizlikle takip ederek müvekkillerin hukuki problemlerine uzman hukuki yardım sağlamaktayız.

  • Büromuz hukuki yardım sağlamak maksadıyla  ilkelerinden taviz vermeksizin hareket etmekte
  • Müvekkillerinin hukuksal sorunlarını çözüme kavuşturmak için hukuki yol/yöntemleri araştırıp analiz ederek en sağlıklı yolu seçmekte
  • Hukuki işlemlerin her aşamasında güvenilir ve dürüst çalışma ilkeleriyle hareket etmekte
  • Kurulduğu günden bu yana profesyonel ve aktif hukuki destek sağlamaktadır

HİZMETLERİMİZ

Dava süreçlerinizi alanında uzman avukatlarımıza bırakın. Profesyonel destek başarıya götürür.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Bir ceza dava dosyası incelenirken öncelikle bunun soruşturma dosyası mı yoksa kovuşturma yani mahkeme dosyası mı olduğuna bakılmalıdır. Bu bir soruşturma dosyası ise soruşturma dosyalarının türüne göre değişkenlik göstermekle birlikte en önemli husus kişinin ifadesidir. Kişinin verdiği ifadeler müdafii eşliğinde alınıp alınmadığı hususuna da bakılmalıdır. Bununla birlikte hem genç meslektaşlarımızın hem de vatandaşların bir hırsızlık dosyası ise müşteki beyanına ve teşhis tutanağının olup olmadığına, bir yaralama dosyası ise genel adli muayyene raporuna bakılması gerekmektedir. Uyuşturucu dosyalarında ise en önemli delil arama kararı, kullanım kapsamında olup olmadığı değerlendirilecekse idrar testleri durum önem arzetmektedir. Kovuşturma aşamasına geçmiş olan bir ceza dosyasında ifade tutanakları, iddianame, tensip ve duruşma tutanakları önem arzetmekte.

Ceza hukukunda bazı hallerde şüphelinin/mağdurun talebi söz konusu olmasa bile bu kişilere müdafii görevlendirmesi yapılmaktadır. Uygulamada genellikle vatandaşların “baro avukatı” olarak tabir ettikleri zorunlu müdafilik halleri şunlardır:

-Şüpheli veya sanığın gözaltına alınmasına karar verilmesinden önce (CMK 74/2)
-Şüphelinin gözaltı sonrası Sulh Ceza Hakimliğince yapılacak olan sorgusu esnasında (CMK 91/6)
-Şüpheli veya sanık hakkında tutuklama istenildiğinde (CMK 101/3)
-Şüpheli veya sanığın tutuklanmasının uzatılması istendiğinde (CMK 102/3)
-Şüpheli veya sanık 18 yaşını doldurmamış ya da Şüpheli veya sanık sağır ve dilsizse ( CMK 150/2)
-Şüpheli veya sanık alt sınırı 5 yıldan fazla bir cezayı gerektiren suç işlendiğinde (CMK 150/3)
-Kaçak sanık hakkında duruşma yapılabilen hallerde ( CMK 274/4)
-Duruşma düzenini bozan sanığın duruşmadan çıkarılması esnasında (CMK 204/1)
-Mağdur 18 yaşını doldurmamış, sağır ve dilsizse, meramını anlatamayacak derecede malul ise ( CMK 234/5.

Bir ceza dosyasına vekaletname sunmak için öncelikle  vekaletnamenin her suretinin fotokopisini çekip onu aslı gibidir yapmalısınız. Daha sonra vekaletname pulu yapıştırmalı üst dilekçesini de hazırlamalısınız. Ardından vekaleti harçlandırmalısınız. Daha sonra soruşturma aşamasındaki bir dosya ise savcılık ön büroya, kovuşturma aşamasındaki bir dosya ise dilekçe ve ekindeki vekaletnameyi ceza ön büroya verebilirsiniz.

Davanızı kendiniz açabilir takibini de kendiniz yapabilirsiniz. Kendinizi bir vekil ile temsil ettirmek zorunda değilsiniz.  Tabi ceza davalarında zorunlu müdafilik halleri saklıdır. Bu durumda siz kendiniz özel bir avukatla anlaşma sağlamazsanız bile baro tarafından size bir müdafii atanır ve sizi  temsil eder. Vekil ile kendinizi temsil ettirmek zorunda değilsiniz ancak vekil hukuki açıdan yapılacak olan tüm yol/yöntemleri daha sağlıklı bileceğinden hak kaybına uğramanıza engel olacaktır. Aksi takdirde süresinde yapmanız gereken işlemleri kaçırabilir, hak kaybına uğrayabilirsiniz.

Avukatlık ücreti (3) Madde 164 – (Değişik : 2/5/2001 – 4667/77 md.) Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder. Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz. Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir.(Değişik üçüncü ve dördüncü cümle:13/1/2004 – 5043/5 md.) Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır. Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.

CMK 142 : “…(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.

(3) Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir.”

Bu tür davalarda herhangi bir dava açılış harcı ödenmemektedir. Sadece vekil tarafından açılan davalarda vekaletnameye yapıştırılacak pul ve vekaletin harçlandırılması maksadıyla bir miktar ödenmektedir.

Hakkınızda bir soruşturma dosyası olup olmadığı savcılık sorgu bölümünden kimliğinizle sorgulama yaparak sorguyu yaptığınız ilde bir soruşturma dosyanız olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Türkiye geneli sorgulama yapılamamaktadır.  

E devletinizden soruşturma dosyalarını değil kovuşturmaya ilişkin dosyaları görebilmektesiniz. E devlet arama kısmına vatandaş portal yazarsanız çıkan yazıya tıklarsanız vatandaş portal uygulamanızı açmış olursunuz. Bu uygulamada hem açık olan hem de kapalı olan dosyalarınızı ve içeriğini görebilirsiniz.

İfade ve sorguda yasak usuller Ceza Muhakemesi Kanunun 148. Maddesinde ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.  CMK Madde 148 – (1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz. (2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.  (3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez. (4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. (5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir.

Kolluk ifadeleri ilk ifade olmasından bahisle önem arzetmekte. Ancak kolluk ifadelerinin önem değeri ilgili maddenin 4. Fıkrasında bir sınırlamaya tabi tutulmuştur. Kolluğun ceza almayacaksın şeklinde bir vaadi geçerli değildir. Kişinin işlediği suçu ikrar edişi ceza almayacağı sonucunu doğurmamaktadır. Duruma göre kişinin şartları sağlanmışsa etkin pişmanlık indiriminden faydalanması sonucunu doğurabilecektir.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçlamalarında uyuşturucular üzerindeki parmak izinin sanığa ait olup olmadığı,  sanık hakkında bir ihbar yapılıp yapılmadığı, tape kayıtlarının, teşhis işleminin olup olmadığı ve yakalanan uyuşturucu maddenin tür ve miktarları en çok tartışma konusu olan hususlardır. Bunun yanında sanık tarafından kullanıma ilişkin bir iddai mevcut ise  idrar testleri de değerlendirilecek olan bir diğer husustur.

Türk Ceza Kanunun 188 vd. maddeleri uyuşturucu madde ticareti suçunu ele almaktadır. 188. Maddenin. Fıkrasında “a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri veya bazmorfin….olması hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. “ demekle belli uyuşturucu madde türleri söz konusu olması durumunda verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı belirtilmektedir.

Boşanma davası açılırken dava dilekçesinin iki nüshası ve ekleri ile birlikte hukuk ön büroya götürülmek suretiyle boşanma davası açılmaktadır. Dava açıldığı esnada veya sonrasında kişinin dava harç ve masraflarını ödeyemeyecek durumda olması halinde davanın açıdığı mahkemeden adli yardım talebinde bulunması mümkündür. bunun için adli yardıma ilişkin evrakların da dosyaya eklenmesi gerekmektedir.  İlgili kanun hükmü ise HMK’nın 334 ile devamı maddeleridir.

Boşanma davalarında dava dilekçesi hazırlanırken öncelikle bu davanın anlaşmalı mı yoksa çekişmeli mi olacağı hususuna göre bir ayrım yapılmalıdır. Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların her husus üzerinde velayet, nafaka, ziynet eşyası vs. bu konularda anlaşma sağlaması gerekmekte ve bunu bir protokol ile desteklemeleri gerekmektedir. Anlaşmalı boşanma davalarına ilişkin dava dilekçeleri hazırlanırken tarafların anlaştıkları konularla ilgili bilgi vererek anlaşmalı boşanma protokolüne de atıflar yapmak suretiyle dilekçelerini hazırlarlar. Çekişmeli boşanma dava dilekçelerinde ise taraflar boşanma sebeplerini, buna ilişkin olaylar silsilesinin anlatımını, müşterek çocuklar varsa velayet, nafaka gibi hususlara da dilekçelerinde yer vererek davalarını bu dilekçe ile açacaklardır. Ancak boşanma davalarının uzmanlık gerektiren davalar olduğu, hak kaybına uğrama oranının en yüksek olan davalardan olduğu unutulmamalı, bu konuyla ilgili detaylı analizler yapılmalı gerekirse alanında uzman bir avukatla görüşmelidir.

Boşanma davası sırasında müşterek çocuğun dava süresince geçici, boşanma kararının kesinleşmesinin ardından kesin velayetinin size verilmesini dava dilekçenizde her iki hususta da talepte bulunabilirsiniz.  Mahkeme müşterek çocuğun velayetinin hangi tarafa verileceğine karar verirken çocuğun yaşını, anneye veya babaya olan bağımlılığını, sosyal inceleme uzmanının raporunu, çocuk velayet hususunda beyanda bulunabilecek yaş ve olgunlukta ise beyanını, anne ve babanın boşanma sebeplerini de dikkate alarak kararını verir.

Velayetin değiştirilmesi sebepleri Türk Medeni Kanunu’nun 183. maddesinde sayılmıştır. Ancak burada sayılan sebepler sınırlı sayıda değildir. Maddeye göre; Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hakim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.

Anlaşmalı boşanma durumu var ise tarafların bu konuda uzman bir avukat (tavsiye edilir, zorunlu değil) tarafından hazırlanan anlaşmalı boşanma protokolüyle aile mahkemesine başvurmaları durumunda yakın bir tarihe duruşma günü aldırarak boşanabilirler. Bu genelde hafta, on gün veya  daha kısa sürmektedir.

Hakim boşanma davası sırasında veya davayı karara bağladığı sırada talep üzerine nafakaya hükmedebilir. Nafakanın türü, kim tarafından istendiği, nafaka istenilen tarafın ekonomik durumu ve nafaka ödemesi durumunda yoksulluğa düşüp düşmeyeceği hususları göz önünde bulundurulur.  Misal çocuğunuz için tedbir nafakası talep ediyorsanız büyük bir ihtimalle diğer tarafın ekonomik durumu da uygun ise hakim nafakaya hükmedecektir. Bu durumlarda medeni kanundaki nafaka hükümleri de dikkatle incelenmelidir.

Bu tür durumlarda bulunduğunuz ildeki baronun adli yardım bürosuna başvuru yaparak ücretsiz avukat yardım talep edebilirsiniz. Bu başvurunuz değerlendirilmeye alınır talebinizin uygun bulunması durumunda sizin için bir avukat görevlendirilecektir. Görevlendirilen meslektaşlarımız bu durumda sizden herhangi bir ücret almaksızın  size gereken hukuki yardımı sağlayacaklardır. Aksi durumda özel olarak anlaştığınız avukatınız sizden avukatlık kanunu ve ücret tarifesine göre belirlenen ücreti talep edebilecektir.

1. İş Sözleşmesinin İş Kanunu’na veya Basın İş Kanunu’na Tabi Olması,
2. İş Sözleşmesinin Süresiz Olması,
3. İş Sözleşmesinin İşveren Tarafından Feshedilmesi,
4. İşçinin Altı Ay Kıdeminin Bulunması,
5. Otuz veya Daha Fazla İşçi Çalıştıran Bir İşyeri Olması,
6. İşveren Vekili Statüsünde Olmamak, şartlarının varlığı durumunda işçiler işe iade davası açabilirler. Tabi öncelikle işe iade davasının ön şartı haline gelen arabuluculuğa da başvuru şartının gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

Kural olarak işten kendi isteğiyle (istifa) ayrılan işçi, kıdem tazminatı alamamaktadır. Ancak bunun istisnaları vardır. Şöyle ki;iş sözleşmesinin askerlik görevi, emeklilik hakkının elde edilmesi, sağlık problemlerinin işin yapılmasına sürekli bir biçimde engel oluşturduğunun belgelenmesi, işverenin iyi niyet ve ahlak kurallarına aykırı davranışlarda bulunması nedenleri ile işçi tarafından feshi halinde, çalışma süresinin en az 1 yıl olması koşulu ile kıdem tazminatı hakkı alınabilmektedir.

1475 Sayılı Eski İş Kanunu Yürürlükteki 14.Maddesine göre işçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için gerekli asgari süre 1 yıldır. İşçinin kesintisiz olarak 1 yıl boyunca o işyerinde çalışması gerekmektedir.

Yerleşik Yargıtay içtihatları nazara alındığında görüleceği üzere bu girdi-çıktılar dikkate alınmaksızın işe ilk girdiğiniz tarih ile iş akdinizin feshedildiği/haklı olarak feshettiğiniz tarihe kadar kesintisiz bir şekilde süre dikkate alınarak kıdeminiz hesaplanacaktır

Kara yolları trafik kanunu; Zamanaşımı: Madde 109 – Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.

Açtığınız davanın türüne, dava dosyasın düştüğü mahkemedeki dosya yoğunluğuna göre davanın karara bağlanma süresi değişmektedir. Hangi dava olursa olsun ne zaman karara bağlanacağını kesin bir şekilde söylemek güçtür.  Ancak ortalama olarak davalar 1-2 yıl arasında karara bağlanmaktadır.