Diyarbakır Bilişim Suçları ve Cezaları – Siber Suçlar Davaları

İnsanların, teknolojik gelişmeler doğrultusunda sahip oldukları bilgilerin korunması, saklanması ve toplanmasının yanı sıra bu bilgiler sebebiyle doğabilecek problemleri ve problemlerin çözümü hususlarını ele alan hukuk dalına Bilişim Hukuku demekteyiz. Ülkemizde yeni teknolojik gelişmelerin artması ve globalleşen dünya ile birlikte yeni yeni suç türleri ortaya çıkmaktadır. Bunlardan biri de teknolojik gelişmenin bir sonucu olan bilişim suçlarıdır. Bilişim suçlarına ilişkin mevzuatımızda Türk Ceza Kanununda 243 ve devamı maddelerinde buna ilişkin düzenleme yer almaktadır. Bu düzenlemeler karşısında  bilişim ile ilgili karşılaşılan herhangi bir hukuki sorun ile ilgili gerekli araştırmalar ve bilgiler ışığında olayla karşılaşan kişice gerekli savunma dosyası hazırlanabileceği gibi özellikle  ”Bilişim Suçları ve Cezaları” , ”Bilişim Suçları Davaları” ,  ”Siber Suçlar ‘‘  ile ilgilenen herhangi bir Avukat tarafından da gerekli işlem sağlanabilir. 

 

BİLİŞİM HUKUKU

TÜRK CEZA KANUNUNDA DÜZENLENEN BİLİŞİM SUÇLARI

BİLİŞİM SİSTEMİNE GİRME SUÇU

Bilişim sistemine girme suçu Türk Ceza Kanunun 243. maddesinde bilişim suçu olarak düzenlenmiştir. Bilişim suçları terimi yerine daha çok “siber suçlar”, “bilgisayar suçu” gibi kavramlar da kullanılmaktadır.

Bu suçun  maddi ve manevi unsurlarının ne olduğunu anlayabilmek için bilişim siteminin ne olduğunda da değinmek gerekir. Bunun akabinde suçun ceza kanunumuzdaki yeri ve ilgili unsurları ile cezası hakkında detaylı bilgiler verilecektir.

 

Bilişim sistemi nedir?

Bilişim sisteminin ne olduğu hususu TCK’nın 243. maddenin gerekçesinde tanımlanmıştır. Buna göre bilişim sistemi olarak kastedilen, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Bilgisayar ve internet sitesi en çok bilinen bilişim sistemlerindendir. Bunun yanında adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan  UYAP da (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) bir bilişim sistemidir. Nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunun (HMK) 445. maddesinde bu konuda açık hüküm vardır.  

 

Bilişim sistemine girme suçunun unsurları

-Suçun maddi unsurları: (TCK243/1 bakımından) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak girme veya orada kalmaya devam etme durumunda bilişim sistemine girme suçu oluşmuş olacaktır. Buna göre suçun aşağıdaki hallerde oluştuğunun kabulü gerekmektedir:

  • Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına hukuka aykırı girme: Bir bilgisayarın içindeki kabloların sökülmesi gibi fiziki müdahaleler (sistemin parçalarını klavye, kasa, kablolara zarar verme gibi) bilişim sistemine girme suçunu oluşturmaz iken fiziken, uzaktan-yakından kablolu-kablosuz erişimle bilgisayar sistemine girme ise bu suçu oluşturacaktır. Bu suçun oluşması için bilişim sisteminin tamamına girmek şart değildir. Bir kısmına giriş de aynı şekilde cezalandırılmaktadır.
  • Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına girdikten sonra kalmaya devam etme.

Bilişim sistemine hukuka aykırı girmekle suç oluşmuş olacaktır.  Bununla birlikte suçun maddi unsurlarının oluşması için kişinin doğrudan doğruya bir başkasına ait bilişim sistemine girmesi şart değildir. İnternet vasıtasıyla kablolu- kablosuz erişimle da sisteme giriş yapabilir.  Örneğin; ofisinizde bulunan iş arkadaşınızın bilgisayar programına giriş yapmanız doğrudan sisteme giriş iken internet aracılığıyla kendi bilgisayarınızdan onun bilgisayarına hukuka aykırı olarak giriş yapmanız durumunda da bilişim sistemine girme suçu işlenmiş olacaktır.  2016 yılında yapılan değişiklikten önce sadece bilişim sistemine giriş suçun cezalandırılması için yeterli değildi aynı zamanda kanun koyucu kişinin somut olayın özelliğine göre bir süre kişinin sistemde kalmasını da aramaktaydı. Ancak artık iki şartın birlikte gerçekleşmesi aranmamaktadır.

Bilişim sistemlerinde hukuka aykırı giriş cezalandırılmaktadır. Anlaşılacağı üzere bilişim sistemine girilen mağdurun rızası eylemi hukuka uygun hale getirmektedir. Buna karşın mağdurun rızasıyla bilişim sistemine girilmesine rağmen rızası dışında sistemde kalma durumu varsa bu durumda suç işlenmiş olacaktır.

-Suçun manevi unsuru:

Suçun manevi unsuru kasttır. Failin bu suçu işlediğinin kabulü için kasten hareket etmiş olması gerekmektedir. Yani fail suçun kanuni tanımındaki unsurlarını bilerek ve isteyerek eylemini gerçekleştirmelidir.

Bilişim sistemine girme suçu ile ilgili en sık karşılaştığımız örnekler internet ağını kullanmak suretiyle ve mağdurun rızası olmaksızın kişinin facebook, instagram, gibi hesaplarına girmek veya orada kalmaya devam etmektir.

 

Bilişim sistemine girme suçunun cezası nedir?

-Suçun basit halinde ceza: Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya sistemde kalmaya devam eden faile bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verileceği TCK’nın 243. maddesinin 1. fıkrasında hüküm altına alınmıştır.

-Daha az cezayı gerektiren nitelikli halin varlığında ceza: Bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam etmeye ilişkin fiillerin  bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek cezanın yarı oranında indirilmesi söz konusu olmaktadır.

-Daha fazla cezayı gerektiren nitelikli halin varlığında ceza:Hukuka aykırı bilişim sistemine girme suçunun fiillerinin işlenmesi halinde sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, fail hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

-Bilişim sistemindeki verileri izleme suçunda ceza: TCK’nın 243. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenmiştir.  Buna göre; bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.  

 

Bilişim sistemine girme suçu hangi yöntemlerle işlenir?

Bu hususta yargıtay vermiş olduğu  11.10.2017 tarihli bir karara değinmekte fayda olacağını düşünmekteyiz. Söz konusu kararda sistem verilerine fiziki ulaşım ya da uzaktan bir cihazla erişimin bilişim sistemine girme olacağı belirtilmiştir. İlgili karar ise detaylı olarak şöyledir;

“Bilişim sistemine girmek, bir bilişim sisteminde bulunan verilerin bir kısmına veya tamamına, fiziken ya da uzaktan başka bir cihaz yoluyla erişilmesidir. Erişimi gerçekleştirmek için gevşek güvenlik önlemlerinden faydalanılabileceği gibi, var olan güvenlik önlemlerindeki boşluklar da kullanılabilir. Ağ üzerinden virüsler (komik resimler, kutlama kartları veya ses ve görüntü dosyaları gibi ekler halinde), truva atı (trojan horse), macro virüsü, solucanlar gibi kullanılarak veya sistemin açık kapıları zorlanarak giriş yapılabilir. Bilgisayar veri ve sistemlerine yapılan izinsiz giriş, aynı zamanda, “bilgisayara tecavüz”, “kod kırma” ya da “bilgisayar korsanlığı” olarak da tanımlanmaktadır. Suçun, başkasına ait bilgisayarın açılarak içindeki verilerin görülmesi biçiminde olabileceği gibi bir ağ aracılığıyla bilişim sisteminde oturum açılması yoluyla da işlenebilir. Girmede, iletişimin kablolu veya kablosuz olması ile mesafenin yakın ve uzak olması arasında da fark yoktur. Bir bilişim sistemine e-posta veya dosya gönderilmesi durumunda, bilişim sistemine girme söz konusu olmayıp yalnızca veri gönderildiğinden bu durum girme kapsamında düşünülemez. Mağdurun kişisel bilgisayarına ait işletim sistemine (windows, linux vs.), bir başka internet kullanıcısının, mağdurun rızası olmaksızın girmesi de suç oluşturacaktır.”(Yarg. 8. C. D., 2016/12839 E., 2017/11114 K., 11.10.2017.)

 

Bilişim sistemine girme suçunun kovuşturması ve dava zamanaşımı açısından değerlendirilmesi

Bilişim sistemine girme suçunun takibi şikayete bağlı değil yani kovuşturması savcılıkça re’sen yapılmaktadır.  TCK’nın 66. maddesinin 1-e bendi gereğince bu suçlarda dava zamanaşımı sekiz yıldır. Dava zamanaşımı süresi geçtikten sonra Bilişim sistemine girme suçunun işlediğinden bahisle  bir kişi hakkında ihbarda bulunulması veya kamu davasının zamanaşımı süresinde sonuçlandırılmaması halinde suçun soruşturulması veya kovuşturulması mümkün olmayacaktır.

 

SİSTEMİ ENGELLEME, BOZMA, VERİLERİ YOK ETME VEYA DEĞİŞTİRME SUÇU

5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 244. maddesinde bilişim suçu (siber suç ) kapsamında düzenlenen seçimlik hareketli bir suçtur. Bu suç türünün konusu bilişim sistemleridir. Bilişim sistemi nedir? Bilişim sistemleri terimiyle ilgili TCK’da net bir tanımlama yapılmamış olsa da kısaca; verilerin toplanıp otomatik işlemlere tabi olduğu sistemler olarak tanımlayabiliriz.Bilgisayarı bilişim sistemi olarak öre gösterebiliriz.

 

Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçundaki seçimlik hareketler

TCK’da düzenlenen bilişim suçlarından biri olan bu suç türünde seçimlik hareketlerden birinin gerçekleşmesiyle kişi TCK’nın 244. maddesinden yargılanacaktır. Kanun maddesindeki seçimlik hareketler ise şunlardır:

 

  • Bilişim sisteminin işleyişini engelleme veya  bozma:Bu seçimlik hareketler TCK’nın 244. maddesinin 1. fıkrasında geçmektedir. İlk fıkra bilişim sistemindeki problemleri baz alırken 2. fıkra ise bilişim sistemindeki verilerle ilgili müdahalelere ilişkin seçimlik hareketlerden bahsetmektedir. Bilişim sistemlerinin işleyişini engelleme; bilişim sistemi üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan bir kimsenin sisteme erişimini kısıtlama yani sisteme girişi sağlayan şifreyi değiştirme veya yeni şifrelerle erişime açık kılarak sistemin geçici veya sürekli çalışmasını engellemeye denilmektedir.  Bu durumda sistem eskisi gibi çalışmamakta veya veri alışverişi yapılamamakta ya da bazı programların işlevsiz hale geldiği görülmektedir. Burda sistemin işleyişinin bozulması söz konusu değil ancak sisteme erişimin kısıtlandığı görülmektedir. Bilişim sistemlerinin işleyişini bozma ise; Sistem işleyişinin bozulması durumunda ise sistem tamamiyle çalışılmaz hale gelmektedir. Örneğin sisteme virüs göndererek sistemin amacına uygun işleyişini bozmak.

 

  • Bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme, var olan verileri başka bir yere gönderme:

 

Bilişim sistemi içerisindeki verinin yok edilmesi,  verinin hak sahibi tarafından ulaşılamayacak yada büyük uğraşlar sonucunda ancak elde edebileceği şekile derecede ortadan kaldırılması olarak tanımlanabilir.

Bilişim sistemi içerisindeki verinin bozulması, verinin içeriğine ya da yapısına özellikle virüs göndermek suretiyle müdahale edilmesiyle verinin kısmen ya da tamamen kullanılamayacak hale gelmesi olarak tanımlanabilir. Burada veriye yapılan müdahale sonucunda verinin tasarruf alanından çıkarılması söz konusu olmamakla birlikte kullanım amaçlarının dışına sapmalarına neden olacak şekilde zarar verme  durumu vardır.

Bilişim sistemi içerisindeki verilerin değiştirilmesi: Verilere farklı kodlar ya da içerikler gönderilmesi suretiyle değiştirilmesi söz konusudur. Burada orjinal verilere kod gibi unsurun gönderilmesi sonucunda verinin başka bir hal alması söz konusudur. Burada verilerin yok edilmesinden farklı olarak veri var olup erişilmez değildir ancak değiştirilmiştir. Burada sistem değiştirilmiş veriyle de olsa işlemeye devam etmektedir.

Bilişim sistemi içerisindeki verilerin erişilmez kılınması: Bu seçimlik hareket ise veri sahibinin istediği zaman veriye ulaşmasının engellendiği hareket türüdür.

Sisteme veri yerleştirme: Daha önce sistemde mevcut olmayan verilerin sisteme taşınmasını ifade etmektedir.

Sistemdeki verileri başka bir yere gönderme: Bilişim sisteminde mevcut olan verilerin rıza dışında başka bir sisteme aktarılmasını, taşınmasını ifade etmektedir. Bilişim sisteminde var olan verilerin başka bir sisteme gönderilmesi fiili genellikle internet üzerinde sisteme yerleştirilen “Truva atı”ve “virüsler” gibi bir takım programlar aracılığıyla gerçekleşmektedir. Veri transferinin failin işine yarayıp yaramadığının önemi bulunmamaktadır. Transferin gerçekleşmesi yeterlidir.

Bilişim suçlarının (siber suçların) işlenme şeklinin nasıl olduğu önem arz etmekte. Dijital ortamda gerçekleşen suç türleri olduğu için bu suçların ne şekillerde gerçekleştiğinin tespiti de kimi zaman güç olabilmektedir. Sistem verilerinin bir başka yere gönderilmesinde “truva atı” programının da kullanıldığından bahsetmiştik. Şimdi hem truva atı programından hem de siber suçların işlenme şekillerine yarayan diğer programların bir kısmından bahsedecek olursak;

Truva Atı: Truva atı, kullanıcıya görünüşte yararlı olarak görünen ancak çalıştırıldığından sonra sisteme zarar veren, zararlı kodlar içeren bir yazılım programıdır. Truva atı genellikle kullanıcıya ücretsiz siteler veya elektronik posta yoluyla gelen maillerin kullanıcı kimse tarafından açılması sonucu bilişim sistemin belleğine yüklenir ve programa zarar verir.

Virüsler: Bilgisayar virüsleri, dosya paylaşımı, virüs içeren bir cd’nin dosyaya takılması veya herhangi bir suretle sisteme bulaşıp programları kullanılmaz hale getiren  zararlı programlardır.

Bilgisayar solucanı: Bir nevi virüs olarak adlandırabileceğimiz solucanlar genellikle  çeşitli ağ paylaşımları veya e posta ile gönderilen eklerle yayılan ve sistemi ele geçirdiklerinde içerdikleri zararlı kodlarla sisteme zarar veren ve hızla yayılan yazılımlardır.

 

Bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunun cezası nedir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 244. maddesinde düzenlenen suçun cezası seçimlik hareketlere göre değişkenlik gösterilmektedir. Aynı maddede suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli haline de yer verilmiştir. Buna göre;

  • Bilişim sisteminin işleyişini engelleme veya  bozma suçunun cezası: Bu durumda kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme, var olan verileri başka bir yere gönderme suçunun cezası: Bahsi geçen seçimlik hareketlerden herhangi bir tanesini gerçekleştiren kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Suçun nitelikli halinde ceza: TCK 244/1-2 fıkralarında geçen seçimlik hareketlerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (TCK 244/3)
  • Bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçuna ilişkin fiillerin işlenmesi suretiyle işleyen kişinin, kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (TCK 244/4)

 

Bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunda şikayet, uzlaşma ve dava zamanaşımı

  • Şikayete tabi bir suç mudur?  Bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçu şikayete bağlı olmayıp, suçun haber alınmasıyla birlikte Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından doğrudan soruşturma yapılmaktadır.
  • Uzlaşmaya tabi bir suç mudur? Uzlaşmaya tabi suçlar tahdidi olarak sayılmıştır. Ancak bu suç türünde uzlaşma yani suçun mağduru ile uzlaşma hükümlerine göre çözüm yoluna gidilmesi mümkün değildir. Zira uzlaşma hükümlerinin uygulanabileceği suçlar arasında bu suç türü sayılmamıştır.
  • Dava zamanaşımı süresi nedir? Dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

    Dava zamanaşımından sonra suçun işlendiği iddiasıyla suç ihbarında bulunması durumunda kişi hakkında soruşturma yapılması mümkün değildir. Kişi  hakkında kovuşturma aşaması sırasında dava zamanaşımı süresi geçerse bu durumda ceza davasında düşme kararı verilecektir.

 

Bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçuna teşebbüs mümkün müdür?

Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçu kasten ve herkesçe işlenebilecek bir suçtur. failin işlemeyi kastettiği bir suçun elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başlayıp da elinde olmayan nedenlerle neticenin gerçekleşmemesi durumunda suçun teşebbüs aşamasında kaldığının kabulü gerekmektedir. Bu durumda fail teşebbüsten cezalandırılacaktır. Fail sistemdeki verileri başka bir sisteme göndermeye elverişli icrai hareketlerle başlamasına rağmen elinde olmayan sebeplerle taşıma işlemi gerçekleşmezse bu durumda fail teşebbüsten sorumlu olur. Kısaca şunu diyebiliriz ki TCK’nın 244. maddesi teşebbüse elverişli bir suç türüdür.

 

BANKA VEYA KREDİ KARTLARININ KÖTÜYE KULLANILMASI

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu  TCK 245. maddesinde bilişim suçları arasında düzenlenmekte olup aynı zamanda “kredi kartı dolandırıcılığı suçu” olarak da bilinir. İlgili suçun kanun maddesinde bakıldığında tek bir başlık altında üç tane suçun düzenlendiğini görüyoruz. Buna göre Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu  şu üç halde işlenebilir;

  • Başkasına ait olan banka veya kredi kartını elinde bulunduran veya ele geçiren kişinin rıza dışında kartı kullanarak kendisine veya başkasına yarar sağlaması
  • Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretmek, satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek suçu,
  • Bir kişinin, sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlama suçu.

 

Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçunun Unsurları Nelerdir?

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun TCK da üç suçu kapsayacak şekilde düzenlendiğini  belirtmiştik. Bu suçun oluşmasına sebebiyet veren her üç hali de unsurlarıyla ayrı ayrı değerlendirecek olursak;

  1. Başkasına ait olan banka veya kredi kartını kullanarak kendisine veya başkasına yarar sağlama suçu (TCK 245/1): Başkasına ait banka veya kredi kartının rıza dışında kullanılması ilgili suçu oluşturmaktadır.  Suçun unsurları şunlardır;
  • Suçun varlığı için öncelikle başkasına ait olan bir kredi kartı veya banka kartının varlığı gerekmektedir. Banka veya kredi kartı ne demektir?  5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun 3. maddesi hem banka kartını hem de kredi kartını tanımlamaktadır. Buna göre banka kartı, kişiye Mevduat hesabı veya özel carî hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı yani kişiye ATM’den para çekme, para yatırma işlemlerini sağlayan kartı ifade ederken kredi kartı ise nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan kartı ifade etmektedir.
  • Başkasına ait banka veya kredi kartının her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elde bulundurulması gerekmektedir. Banka veya kredi kartının ne şekilde ele geçirildiğinin önemi bulunmamaktadır. Kart çalınmış, sahibinin kaybettiği kart yerde bulunmuş veya herhangi bir suretle ele geçirilmiş olabilir. Önemli olan rıza dışında hukuka aykırı yarar sağlanmasıdır. Kart sahibinin rızası ile de elde bulundurulması durumunda rıza ile verilen amacın dışına çıkılmış ve hukuka aykırı bir yarar elde edilmişse bu durumda yine suç oluşacaktır. Nitekim Yargıtay 13. Ceza Dairesi 22.11.2018 tarihli bir kararında kartın rıza ile verilmesi halinde dahi sahibinin bilgisi dışında zilyetliğinin devri amacına aykırı olarak kullanılması halinde de suçun oluşacağını açıkça belirtmiştir.İlgili Kararın detayları ise şöyledir: “ Somut olayda müşteki ile şüphelinin arkadaş oldukları, şüphelinin ikrarı ve tanık beyanına göre kredi kartının sağlık gideri harcaması yapılması için şüpheliye verildiği, kartın rıza ile verilmesi halinde dahi sahibinin bilgisi dışında zilyetliğinin devri amacına aykırı olarak kullanılması halinde de suçun oluşacağı, soruşturma dosyasında toplanan delillere göre suça konu kartın teslim amacı dışında kullanıldığı anlaşılmakla toplanan delillerin kamu davası açılması için yeterli olduğu, delillerin takdirinin davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi nedeniyle,” (Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2018/7045 E. ve 2018/16605 K.)
  • Fail tarafından kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın kartın kullanılması veya kullandırılması gerekmektedir. Sadece başkasına ait kredi veya banka kartının elde bulundurulması Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturmaz.  Aynı zamanda bu kartın kişinin rızası dışında da kullanılması gerekmektedir.
  • Kişinin bu yolla kendisine veya bir başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Fail başkasına ait banka veya kredi kartını rıza dışında kullanarak kendisine veya bir başkasına yarar sağladığı gibi suç tamamlanmış olacaktır.

 

2.Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretmek, satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek suçu (TCK madde 245/2):  

Bu suçun  işlendiğinin kabulü için maddede sayılan seçimlik hareketlerin başkalarına ait bir banka hesabıyla ilişkilendirilerek gerçekleşmesi gerekmektedir.  Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin örneğin sadece sahte kart üretilirse bu suça vücut vermeyecektir.

 

3.Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlama suçu (TCK madde 245/3) :

Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartının fail tarafından kullanılarak kendisine veya başkasına yarar sağlama durumunda kişi banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan TCK madde 245/3’e göre cezalandırılacaktır. Burda TCK madde 245/2’den farkı sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan kredi kartının fail tarafından oluşturulması şart değildir.

 

Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçunun Cezası Nedir?

1) TCK’nın 245. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suç türünün varlığı halinde yani failin başkasına ait olan banka veya kredi kartını, herhangi bir şekilde ele geçirmesi veya elinde bulundurması, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası dışında bunu kullanması veya kullandırtması, kendisine veya bir başkasına yarar sağlaması halinde üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(2) Başkalarına ait olan banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi hakkında üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

(3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılmaktadır.

 

Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçunda Cezasızlık  Sebebi (TCK madde 245/4)

Kredi kartı dolandırıcılığı ile ilgili kanunen getirilmiş bir cezasızlık sebebi mevcuttur. Buna göre bir başkasına ait olan kredi veya banka kartının  rıza dışında kullanılarak yarar sağlanması (TCK 245/1’de sayılan fiillerin işlenmesi) bazı kişinin/kişilerin zararına işlenmiş ise faile ceza verilemeyecektir. Buna göre;

  • Mahkemece haklarında ayrılık kararı verilmemiş, suçun işlendiği tarihte evliliğin devam etmesi halinde eşlerden birinin,
  • Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın,
  • Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin  zararına TCK 245/1’deki fiillerin işlenmesi halinde akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.

 

Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçunda Etkin Pişmanlık Hükümlerinden Yararlanılabilir mi?

Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunda TCK 245/5’de düzenlenen etkin pişmanlık hali sadece 245/1. maddedeki fiillere ilişkin uygulama alanı bulmakta olup nasıl uygulanacağı ile ilgili ise başka hükümlere atıf yapmaktadır. Buna göre başkasına ait olan kredi veya banka kartının  rıza dışında kullanılarak yarar sağlanması durumunda bu suçtan ötürü failin suçun neden olduğu olumsuz sonuçları giderme isteği göstermesi yani etkin pişmanlık halinde malvarlığınakarşı suçların etkin pişmanlık hükümleri uygulanacaktır. Bu hükümler de TCK’nın 168. maddesinde düzenleme alanı bulmaktadır. Buna göre etkin pişmanlık halinin varlığı durumunda uygulanacak olan ceza miktarı şu şekilde olacaktır;

  • Fail, TCK 245/1’deki suç tamamlandıktan sonra hakkında kovuşturma başlamadan önce savcılık aşamasında bizzat pişmanlık göstererek yani kendisiyle birlikte suça karışmış olan kimselerin ismi ile suça ilişkin bilgi verir ve mağdurun uğradığı zararı da aynen geri verir ya da tazmin suretiyle tamamen giderirse, verilecek ceza üçte ikisine kadarı indirilir.
  • Fail, suçu tamamlamasının akabinde kovuşturma aşamasına geçilmiş ve fakat hüküm verilmemiş ise, hükümden önce bizzat pişmanlık göstererek yani kendisiyle birlikte suça karışmış olan kimselerin ismi ile suça ilişkin bilgi verir ve mağdurun uğradığı zararı da aynen geri verir ya da tazmin suretiyle tamamen giderirse, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
Open chat